Azanın İlk Ortaya Çıkış Hikayesi, Peygamberin Bir Sahabesinin Rüyasıyla Başladı
Günde beş kez, azan sesi farz namaz vakitlerini haber verir. Peki azanın, sahabelerin istişaresi ve Allah'ın rüya yoluyla verdiği işaretle şeriat haline geldiğini biliyor muydunuz? Azan farz kılınmadan önce, Medine'deki Müslümanların bir örnek bir namaz vakti işareti yoktu, bu yüzden çoğu cemaate geç kalıyor ya da kaçırıyordu.
Rasulullah SAW, sahabeleri istişareye çağırdı. Çan çalmak, boru öttürmek, ateş yakmak ya da bayrak dikmek gibi bazı öneriler, diğer toplulukların geleneklerine benzediği ya da yeterince etkili olmadığı için reddedildi. Bu arada "Ash-shalaatu jaami'ah" (Cemaatle namaza) çağrısı kullanılıyordu.
Bir gece, sahabe Abdullah bin Zaid, rüyasında yeşil giyinmiş bir adamın kendisine azanın lafızlarını öğrettiğini gördü. Bu lafızlar tekbir, şehadet, namaza davet ve kurtuluşa çağrıdan oluşuyordu. Ertesi gün, Rasulullah bu rüyanın Allah'tan gelen doğru bir rüya olduğunu onayladı ve güzel sesli Bilal bin Rabah'a azan okumasını emretti. Ömer bin Hattab da benzer bir rüya görerek bu şeriatı pekiştirdi. O zamandan beri azan, resmen namaz vakitlerinin işareti oldu.
Bilal, ilk müezzin oldu ve Rasul vefat edene kadar azan okumaya devam etti. Sonrasında çok üzüldü ve bırakmayı seçti, ardından Şam'a cihada gitti. Birkaç yıl sonra, Kudüs'te Ömer ondan tekrar azan okumasını istedi. Sesi o kadar duygulandırdı ki, sahabelere Rasulullah SAW ile geçirdikleri günleri hatırlattı.
https://mozaik.inilah.com/dakw