Filistin İçin Sesini Yükseltenlere: Sessizliğin Bir Seçenek Olmamasının Nedeni
Esselamu aleyküm dostlar. Belli bir davaya, özellikle de Filistin gibi bizim için bu kadar önemli bir davaya nasıl destek olduğumuz üzerine düşünüyordum. Filistin’in yanında olmak asla geçici bir moda olmamalıydı. Adalet, mevsimlerle gelip giden bir konu değil. Ateşkes, iyileşmenin tamamlandığı anlamına gelmez. Sessizlik güvenlik demek değildir ve durdurulan yıkım kesinlikle her şeyin ‘düzeldiği’ anlamına gelmez. Bir düşünün: Eğer eviniz defalarca yıkılsa ve bir gün bombalamalar dursa, her şey aniden yoluna girer miydi? Kayıplar ortadan kaybolur muydu? Travma bir gecede iyileşir miydi? Elbette hayır. Kaybedilenleri yeniden inşa etmek yıllar, belki de nesiller alırdı. Ve Filistin de farklı değil. Oradaki insanlar hâlâ yas tutuyor, hâlâ yerlerinden edilmiş durumda, hâlâ enkazdan hayatlarını yeniden kurmaya çalışıyor, hâlâ hiçbir kameranın yakalayamayacağı yaralar taşıyor. Dünyanın başka şeylere yönelmesi onların acılarının bittiği anlamına gelmez. Sadece dikkatlerin başka yöne kaydığı anlamına gelir. Etki, Allah’tan bir emanettir. Bir platform, bir sorumluluktur. Sizi dinleyen, bağış yapan, harekete geçen takipçileriniz varsa-manşetler unutulduktan sonra bile sesinizin önemi daha da artar. Bu, modaları takip etmekle ilgili değil. Bu, insanlık ve adalet arayışındaki İslami görevimizle ilgili. Sadece gürültülüyken konuşmayın. Sessizken de konuşun, çünkü adalet, haber döngüsü değişti diye geçerliliğini yitirmez. Filistin hâlâ seslere ihtiyaç duyuyor. Filistin hâlâ desteğe ihtiyaç duyuyor. Filistin hâlâ unutmayı reddeden insanlara ihtiyaç duyuyor. Kardeşlerimizi dualarımızda ve eylemlerimizde hatırlamaya devam edelim, inşallah.