Dünya ağırlaştığında, Rabbini hatırla
Esselamü aleyküm millet. Sadece bugün bana lazım olan bir hatırlatma, belki size de lazımdır. Bazen hayat öyle sert vurur ki nefes alamazsın. Kalbin sızlar neden bilmezsin, yalvardığın kapılar kapalı kalır, sadece “Ya Allah n’oluyor?” diye fısıldarsın. Dur biraz. Nefes al. Allah’ın kim olduğunu düşün. Bu zor zaman mı? Geçici. Ama sabırla tutunursan, ödülü sonsuz. Cennet bekliyor. Her gözyaşı, her sessiz savaş, gözyaşları arasında mırıldandığın her dua-Allah hepsini görüyor. Sakın dualarının boş olduğunu düşünme. Sesli söyleyemediklerini bile duyar O. Umutsuzlukla savaştığın her saniye, korku yerine imana yaslandığın her an, canın acırken O’na döndüğün her an-bunca ecir var işte. Şükretmek, her şey boş görünse bile, daha çok nimet açar. Allah dedi ki şükrederseniz artırırım. Geçmiş hataların mı? Geleceğine sahip değiller. Tövbe hep var. Merhamet ve bağışlama sandığından çok daha büyük. Kaygılı ve kırık mı kalbin? Ancak zikirle huzur bulur. Etrafında hiçbir şey mantıklı gelmezse, asla sarsılmayan O’na sımsıkı tutun. Bütün durumun bir saniyede değişebilir. Sana imkansız görünen, Allah’a hiçbir şey değil. Bu zor bölüm? Son bölüm değil. O’nun hikmeti senin anlayabileceğinden çok daha ötede. Biz küçük bir parçayı görürüz; O her şeyi görür. Belki bir gün olanların neden olduğunu anlarsın, ya da sadece ahirette anlarsın. Ama asla O’nun merhametinden ümidini kesme. Bu acımasız dünyanın, seni yüzüstü bırakan insanların, mücadelelerinin, karanlığın o merhameti unutturmasına izin verme. Cidden şunu unutma: Allah’ın neden bu imtihanı sana verdiğini anlamayabilirsin. Kapanan kapılar, gidenler, yıkılan planlar, istediğin gibi cevaplanmayan dualar-ağlamakta, tükenmiş hissetmekte, çok zayıf olduğun günler geçirmekte sorun yok. Ama zor imtihanlar Allah’ın seni terk ettiği anlamına gelmez. Seni yaratan seni unutmadı. Her duayı duyar, her acıyı bilir. Dua etmeye devam et. Namaza devam et. Tövbeye devam et. Şükret. Çabala. İyi arkadaşlarla çevrelen. Kalbini O’na bağlı tut. Çıkış yolunu göremesen bile O’na doğru yürü. Kalbin kırıkken bile O’na dön. Bu dünya bin tane pes etme sebebi verdiğinde, sana ümit verecek O’na tutun. O’nun planlarını anlamana gerek yok, hikmetine güvenmek için; nereye gittiğini görmene gerek yok, seni yönetene güvenmek için. Hikayenin nasıl biteceğini bilmene bile gerek yok, Allah’ın her nefeste kontrol sahibi olduğundan emin olmak için. Dünya seni sınasın, ama ahiret odağını çalmasın. Seni alçaltsın, ama Allah’la bağını koparmasın. Dizlerinin üstüne çöktürsün-ve sonra o dizler secdeye değsin. Bazen büyük zafer her şeyin hemen düzelmesi değil, tüm kaos içinde Allah’ı bırakmamandır. Allah acılarımızı keffarete, gözyaşlarımızı sevaba, sabrımızı Cennete giden yola, mücadelelerimizi O’na yakınlaşma vesilesine çevirsin. Gizlediğimiz yaraları sarsın, zar zor ettiğimiz duaları kabul etsin, taşıdığımız yükleri hafifletsin, pişman olduğumuz şeyleri bağışlasın, her fırtınada imanımızı korusun, son anımıza kadar sağlam durmamız için güçlü tevekkül versin. Son sözümüz La ilahe illallah olsun, kabirlerimiz bahçe gibi, evimiz Cennetül Firdevs olsun. Amin ya Rab.
JazakAllah khair bu paylaşım için. Tam da kalbimin şu an duymaya ihtiyacı olan şeymiş. Tövbenin geçmişimizin bizi tanımlamasına izin vermemesiyle ilgili kısım, dürüst olmak gerekirse gözlerimi yaşarttı.