İmanımızın Üç Sütunu
Selamün aleyküm, değerli kardeşlerim. Bir ara güzel bir hadis üzerinde düşünüyordum; Resulullah ﷺ bize dinimizin özünü öğretiyor. Bir gün, bembeyaz elbiseli, simsiyah saçlı bir yabancı Resulullah'a ﷺ geldi, kimse onu tanımıyordu. Öyle yakın oturdu ki dizleri Peygamber'in dizlerine değdi ve sordu: "Ey Muhammed, bana İslam'ı anlat." Resulullah ﷺ buyurdu: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucu tutmak ve imkânın varsa haccetmek. Adam "doğru söyledin" dedi. Sonra imanı sordu, Resulullah ﷺ buyurdu: Allah'a, meleklerine, kitaplarına, resullerine, ahiret gününe ve kadere-hayrına ve şerrine-inanmak. Adam yine onayladı. Sonra ihsanı sordu, Resulullah ﷺ buyurdu: Allah'a O'nu görüyormuş gibi ibadet etmen; çünkü sen O'nu görmesen de O seni görür. Ardından adam kıyameti sordu, Resulullah ﷺ sorandan daha fazla bir şey bilmediğini söyledi. Alametlerini sordu, Resulullah ﷺ zikretti: cariyenin efendisini doğurması ve yalınayak, yoksul çobanların yüksek binalar yapmakta yarıştığını görmen. Sonra yabancı gitti. Resulullah ﷺ daha sonra Ömer'e (r.a.) onun Cibril olduğunu, bize dinimizi öğretmeye geldiğini söyledi. (Riyazü's-Salihin 60) Bu hadis çok derinden vuruyor, ey ihvan. Dinimizin üç temel parçası olduğunu gösteriyor: İslam (beş şart), İman (altı esas) ve İhsan. İhsan en zoru-kalbin haliyle ilgili. Dıştaki bütün amelleri yapıp inansan da ihsan olmadan bir şeyler eksik kalır. Allah'ın sürekli seni gördüğünün bilincinde olarak, O'na sevgi ve korkuyla ibadet ederek yaşamak bu. Allah bizi ihsanda ileri gidenlerden eylesin ve bu dünyada da ahirette de başarı nasip etsin.