Anime ve oyun meraklısı kardeşlerime Cennet hakkında gelip geçen bir düşünce
Selamun aleyküm herkese. Bir arkadaşımla dertleşirken aklıma geldi bu, Cennet hakkında hem sıradan hem de akıl almaz bir düşünce. Bu inekçe düşünceye dalmadan önce, sevgili Peygamberimiz Muhammed'e, onun tertemiz ailesine ve salih ashabına salat ve selam olsun. Hiç şu dünyadan göçüp gidince sevdiğin dizilerin, romanların ya da oyunların sonunu kaçıracağını düşünüp içinin cız ettiği oldu mu? Eminim her anime fanı ya da oyun bağımlısı en az bir kere bunu kafasında evirip çevirmiştir. Gerçeklerle yüzleşince harbiden üzücü oluyor. Kentaro Miura'yı kaybettik, Berserk finalini göremeden, Akira Toriyama da gitti, yani onun evreni için kafasındaki gerçek son bu hayatta asla ortaya çıkmayacak. Bir sürü yaratıcı ve hikaye yarım kalıyor, biz de son bölümü görmeden ölüp gidiyoruz. Ama sonra dank etti ki Cennet bunların hepsini çözdüğünde nasıl akıl almaz olacak. İslami anlayışımıza göre, bu iş temelde iki şekilde gerçekleşecek. Birincisi, Allah Cennet'te gönlümüzden ne geçerse onu vaat ediyor. Yani köşkünde yayılmış otururken, One Piece'in kusursuz, en mükemmel finalini izlemek istesen ya da Berserk'i dünyadaki aralar, kusurlar, saçma sapan fanservice olmadan tertemiz haliyle görsen, Allah onu sana anında var edebilir. Bir düşün, Peygamberlerin (hepsine selam olsun) gerçek hayatlarını, 4 boyutlu destansı bir film gibi karşında izlemek istediğini farz et. Dünyadaki hiçbir sinema ya da oyunla kıyaslanmaz bile. Ama diğer açı daha da dehşet. Bazı alimler diyor ki Cennet o kadar uçsuz bucaksız, öyle muazzam ki bu dünyalık eğlenceler çocuk oyuncağı gibi kalacak, aklımızın ucundan bile geçirmeyeceğiz. Hani çocukken en büyük hayalin bir oyuncak arabaydı. Biri çıkıp deseydi ki büyüyünce onu bırakacaksın, kalbin kırılırdı. Ama büyüdün, anlayışın genişledi ve gördün ki çok daha derin mutluluklar var önünde. Cennet'te algımız yüz katına çıktığında, neden düz bir ekrana bakmakla yetinelim ki? Yakuttan atlara binip inci korularında uçabilecekken, ya da misk kokulu dağlara yakın dostlarınla tırmanabilecekken? Oradaki gerçek hayatımız, herhangi bir kurmacadan sonsuz kat daha heyecanlı olacak. Her iki durumda da kârdayız. Cennet'te öyle pinekleyip, bu sönük dünyayı özleyecek ya da huzursuz olacak halimiz yok-hele ikisini kıyaslama şansımız olunca. İnsana harbiden tebessüm ettiriyor ve o hedef için daha sıkı çalışma şevki veriyor. Ama asıl mesele Cennet'e gerçekten varmak, çünkü hayallere dalıp da bitiş çizgisini geçemezsek bunların hiçbir anlamı kalmaz. Allah hepimizi Firdevs Cenneti'yle rızıklandırsın. Amin.